ATA’ ma Armağanım!
08 Eylül 2026, 13.08 A- A+
Ay ayyy…! Ben nerelerdeyim, canlarım, ciğerlerim? Yaz,
Yaz, işte yaz, bir çapa, bir kazma, bir kürek, eldivene ne gerek..
Aşık Veysel’in, O meşhur ‘’Kara Toprak’’ şiirinde dediği gibi.
Karnın yardım, kazmayınan belinen,
Yüzün yırtım, tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen,
Benim sadık yârim, kara topraktır.
Balkonlara hapsolduk, saksılarda doğaya karışmayı ümit ederek çabalıyoruz. Güzeldir balkon bitkilerim, amma velakin kendimi avutmuşum onca zaman. Geçen yıl, duvar dibi bile olsa toprakta olsun kökleri diye. Bembeyaz açan, ailesi Papatyagiller olan Kasımpatımı sitemizin bahçesinde toprakla buluşturdum.
Kurak yaz günlerine rağmen, iki günde bir suladım. Tahmin ettiğiniz üzere Kasım ayı, onun gelin olduğu, dallarının üzerine karlar yağmış da erimemiş, görüntüsünü verdiği aydır. Tabi ki öyle oldu. O kadar güzellerdi ki, şaşırmadım dersem yalan söylemiş olurum. Zahmetlerim, özenmem çiçek açmış, sevgi olarak kucağıma geri dönmüştü.
Dur hele, kokusunu da duyurayım sana. Günebakan çiçeğini bilir misin? Ayçekirdeğinin tarladaki hali. Ben şanslı çocuklardanım, nerdeyse yüzünü güneşten alamayan o güzelim bitkinin, boyumu aşan gövdelerinin aralarında dolanırdım. Başımı kaldırdığımda, güneşten kopup gelmiş sapsarı yapraklarıyla, ondan bir parça gibi dururdu yukarıda. O kadar büyük olurdu ki; ikiye bölsen yine de kucağında taşıyamazsın. Dörtte bir parçasını, Dikenimsi dokusuyla vücuduna yaslarsın. Çekirdeklerin her birinin üzerinde, ondan ayrılmamış kuru çiçekleri dururdu. Reçinesi eline bulaşır, tüyümsü dikenleri tenini kaşındırır. Sen onu kutucuklarından tek tek çıkarıp yedikçe aşık olursun. Artık bütün o reçine kokusu üzerine sinmiştir.
İşte Kasımpatının o muhteşem kokusu da böyle. Ne kaldı Kasımın gelmesine... Söz ver kendine, bu sene Kasımpatını, bu beklentiyle koklayıver, hepimizin adına.
Bendeki en özel hatırası da, komşularımızın bahçesinden kırıp kırıp demet yapıp, götürdüğüm, sevgilerimi, özlemimi ifade ettiğim, her On Kasım da, ATAM’a sunduğum çiçektir.
O’nun adı gibi, bembeyaz açan çiçeğim, ATATÜRKÜM’ün bana, bir kadın olarak yarattığı o muhteşem, aydınlık yarınların bir timsalidir, aynı zamanda.
Mütevazı bir yazlık ,iki yada üç katlı olur, değil mi? Ben denk gelmedim ama Asansörü olanlar çok nadirdir sanki.
Azıcık hava atayım, biz bu sene yaptırdık, hatta yazlığımız da yepyeni… Geçen yılkı Kasımpatı rekoltesini çoğaltmak şart oldu... Toprak ana iyi besliyor doğrusu, ilham perim kendileri.
İki metre genişliği, üç metre yaptık, aşıladıklarımızda tuttu. Ooo, ben şımarıyorum. Duyan da çiçek ticareti yaptığımı sanacak… Eşe, dosta, kendi mahsulümüz olarak dalından taptaze kırıp kırıp hediye edeceğim. Güzel kokulu çiçeğiyle, Kasımın geldiğinin nazik bir hatırlatılışı olacak…
Genişlettikçe genişletiyoruz, bir o kadar daha yer açtık. Bahçemiz, oldu Tarla... Aklımda gönlümde olmayan şey oldu. Arkadaşımın saksılarında bir sürü biber fidesi olmuş. Onları verdi, toprakla buluşturdum, gübreledim, çapaladım. Görseniz her gün, her an büyüyorlar. Dal budak vermeden, biberin çiçek açan yeri doğdu. Oradan, buradan çiçek açtılar… Her sabah bir bardak çayımı alıp, onların güzelliklerini, yaşam sevinçlerini, görmeye gidiyorum. Rengarenkte kedi tırnaklarım var, bal arılarına mesai oluyorlar. Doğayı seyretmek öyle güzel ki! Emeğine cevap almak da bir o kadar keyifli. Komik olan bir şey var, o da biberlerimin ne dökeceğini bilmiyorum. Kız mı, Erkek mi derler ya. Şimdi birde sürpriz Güz biberlerimi beklemek de eklendi heyecanıma.
Bahçedeki kedilerin sularını her gün tazeledim, bir gün önceki suyu duvar dibine atıyordum. Asma ağacı bundan faydalandı, geçen yıllarda görmediğim kadar çekirdeksiz üzüm verdi.
Ortada yazlık falan yok. Hayalleri gerçeğe çevirmek içindi bu çabalarım. Altı kilometre de denize ulaşılan, denize sıfır değil ama hem asansörlü hem sebze ve çiçek bahçeli evimiz var.
Saat kurmak gibidir, Hayal kurmak. Sen kurarsın o çalar.
Şu, her şeyin ucunun ekonomiye dayandığı sistemde, kendi sıradan hayatlarımızda, sıkıntıdan patlamamak elimizde... Basit yaşarsak, hayatın akışını yavaşlatırsak, beynimizde ve ağzımızda çiğnediklerimizin tadını duyumsarsak, bir de kendimiz olabilirsek.
Evrenin sonsuz genişliğinde, yaradana ibadet gibi hayat, yaşanılası güzellikte var olur…
Ben varsam, her şey mümkün!
Tik tak, tik tak, kurulsun Hayaller, haydi harekete geç arkadaşım!
Sezen Aksu _ Kutlama


YORUMLAR