gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Hiçbir şeyi...

21 Ağustos 2026, 07.36
A- A+

Yine düşüncelerle dolu bir gece daha. Keşkelerle dolu bir ömrün ortasında olduğumu düşünürken, hayatın onları nasıl da “iyi ki”lere dönüştürdüğüne tanıklık ediyorum. Eskilerin bir sözü aklıma geliyor birden “İnsan kurar, kader gülermiş.” Tam olarak öyle olmuş. 

Yaşayamadığım çocukluğuma bile minnettarım şu an. Eğer yaşayabilmiş olsaydım, bu kadar güçlü olamazdım. Atılan temelin altında kalan her bir yarım kalmışlık, temeli daha da sağlam tutmayı başardı... 
İnsan büyüdükçe geçmişine başka bir yerden bakmayı öğreniyor. Çocukken eksiklik sandığın şeylerin, yıllar sonra karakterinin en sessiz öğretmeni olduğunu fark ediyorsun. O zaman anlıyorsun ki hayat, insana yalnızca verdikleriyle değil, vermedikleriyle de bir şeyler öğretiyor.

Benim payıma da biraz böyle bir hayat düştü.

Erken öğrendim bazı şeyleri. Beklemeyi, susmayı, kendi kendime yetmeyi… İnsanların her zaman kalmayacağını, hayallerin her zaman gerçekleşmeyeceğini, iyi niyetin her zaman karşılığını bulmayacağını.
Ama her kayıp gerçekten bir eksilme değilmiş. Bazıları seni senden alan şeyleri götürürken, bazıları da senden geriye kalanları sana öğretiyormuş.

İnsanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki her şeyden daha uzun sürüyormuş.. 

Hayat bana istediğim hiçbir şeyi zamanında vermedi belki. Ama ihtiyacım olan ne varsa, tam da kaybettiğimi sandığım anda bıraktı avuçlarıma... 

Belki de kaderin en garip tarafı bu.

Bize nedenini söylemeden bazı kapıları kapatıyor. Biz de uzun süre o kapının önünde bekleyip, neden açılmadığını düşünüyoruz. Sonra başka bir yoldan yürümeye başladığımızda fark ediyoruz ki, aslında mesele o kapının açılması değilmiş. Mesele, bizim o kapının önünden ayrılmamızmış.

İnsan anlıyor ki, hayatın bize borçlu olduğu bir adalet yok.

Her şeyin istediğimiz gibi sonuçlanması gerekmiyor.
Bazı hikayelerin güzel bitmesi gerekmiyor.
Bazı insanların hayatımızda kalması gerekmiyor.
Bazı hayallerin gerçekleşmesi de…

Belki de olgunlaşmak, her yaşanmışlığa bir sebep bulmak değil; bazı şeylerin cevapsız kalmasına izin verebilmek.
Hayatın her soruya bir cevap vermediğini kabul ettiğinde, içinde tuhaf bir sessizlik oluşuyor.
Oluşan sessizlikte insan ilk kez kendini duyuyor.

Galiba insanın hayatındaki en büyük dönüşüm, "Neden benim başıma geldi?" sorusunun yerini, "İyi ki benim başıma gelmiş." cümlesinin aldığı gün başlıyor.

Ben o günün içindeyim artık.

Kırıldığım yerlerimle barıştım. Yarım kalan hikayelerimi tamamlamak zorunda olmadığımı öğrendim. Geçmişimi değiştiremeyeceğimi, ama ona yüklediğim anlamı değiştirebileceğimi anladım.

Bazı hayatlar yaşanarak değil, yaralarından geçilerek tamamlanır... 

Bugün biri karşıma geçip, "Hayatında tek bir şeyi değiştirme şansın olsaydı neyi değiştirirdin?" diye sorsa...
Yine aynı cevabı verirdim. 

Hiçbir şeyi.

Çünkü artık biliyorum;
İnsanın kendine verebileceği en büyük huzur, geçmişine bakıp onu yeniden yazmaya çalışmak değil, olduğu gibi okuyabilmektir.

Ve artık okuyabiliyorum... Hikayemin hiçbir sayfasını yırtmak istemiyorum.

Siz, hayatınızda değiştirmek istediğiniz bir şeyi gerçekten değiştirebilseydiniz, bugün olduğunuz insanı da değiştirmek ister miydiniz? 

YORUMLAR

21 Ağustos 2026, 08.57
Özgürlük , teslimiyettir. 
Ve gerçekten değiştirme imkanım olsa idi yanlış yere  teslimiyet halimi değiştirirdim( geçmiş ile ilgili ).
21 Ağustos 2026, 09.19

Belki de asıl merak ettiğim tam da bu Sayemah... 
O yanlış yere teslimiyet hiç yaşanmasaydı, bugün olduğun sen, yine aynı sen olur muydu? 
Bazen değiştirmek istediğimiz şeyleri değil, onların bizi nasıl değiştirdiğini düşünmek gerekiyor 
sanki, gibi, biraz :) 

Ayrıca etkileşim için teşekkür ederim. 
21 Ağustos 2026, 09.44
 Sorun zaten eğer değişim isteniyorsa bugün olunan yerden duyulan memnuniyetsizlik değil mi ? 

Tam olarak memnuniyetsizlik değil de daha tatlı yaşanmışlıklar biriktirmek belki de. 
21 Ağustos 2026, 14.52
Bazi hikayelerin kazanani olmaz . Ve basimiza gelen kotu gibi gordugumuz hersey aslinda bizi donusturur yeni bir pencereden bakmamizi saglar .yazin hepimizden bir parca tasiyor aslinda kalemine sagliksmile Resmi
Ve eger bugun bir seyi degistirebilseydim simdiki aklimla 20 yasimin yer degismesini isterdim en kendime donmus en farkinda halimle orda gencligimde olmayi ne coknisterdim

21 Ağustos 2026, 17.21
Amor Fati edebiyatını/fikrini severim. Yeter ki insan, değiştiremediği şeyleri sevmeye mecbur kaldığı için onları sevdiğini sanmasın
21 Ağustos 2026, 17.28
Bugünkü farkındalığımızı mümkün kılan, o zamanki halimizin bilmeden yaptığı seçimlerdi... Şuan ki aklımızla o yaşlarımıza dönsek, bugün "neye ve nasıl? " evrilirdik onu bilemiyoruz, malesef :) 
Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim, yazımdan kendinize bir parça bulmanız 
beni ayrıca mutlu etti. smile Resmi


21 Ağustos 2026, 17.34
Sevgili Hitty, değiştirmeye gücümüzün yetmediği şeylerin, bize geri dönüşlerinde bıraktığı huzuru kabullenmek.. :) 
21 Ağustos 2026, 19.10
Merhaba Güzel Adam,

Öhöö Öhööö
Efendim Gamber'siz düğün olmaz hesabı dedim ki bensiz de şenlik olmaz.
Öfkelenip de yazımın altına saçma sapan yorum yapma Babette, demeden önce bi dur:))
Dur!
Yani :))

Şöyle bi laf " Akılları pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını almış."duydun mu hiç?
O hesap gelenin, geçenin, bitenin, yitenin ardından keşkeleri iyikilere dönüştürdüm demek ne kadar gerçekçi acaba.
 Yaşayamadığım çocukluğum, diye bir şey yok. Bunu sana ben söyleyecek değilim:) Acı tatlı, iyi kötü her nasıl yaşandıysa da o çocukluk yaşandı.  Çocuk olmayı ne sanıyorsa insanlar :)) 

Her kayıp bir eksilme değili erken öğrendim, demişsin. Eksilme olmayabilir ancak kayıp sonrası sende kalanın muhteviyatı da önemlidir. Çeşitli örnekler verebiliriz buna ama ben vermeyeceğim, sen kendin de bulabilirsin.

 Kimsenin elinde sihirli değnek yok, varsa da ben denk gelmedim. O yüzden hani geçmişe gidip de şunu değiştirdim bunu değiştirmedim ya da hiçbir şeyi değiştirmem ifadesi yoruma açık. Geçmişine gidip de her şeyi aynı şekilde yerli yerinde bırakan, sonra da gelen varsa çıksın ortaya. Gelmişine geçmişine :))))  Çiçek vereceğim.
AAAAaaaaa efendim neymiş bizi biz yapan geçmişte yaşadıklarımızmış, onlar bizi güçlü yapmış..  B.k güçlü yapmış... Güçlü olan  ne :))) ? Farkındağımız  mı artmış, nedense hep fark etmeden oluyor bazı şeyler.  Yara bere içinde yuvarlanıp gidiyoruz işte.Beterin beteri var, sözü de teselli hapımız. :))) Yut yut bitmiyor mübarek. 
Bi zamanlar muhabbetimin olduğu  birilerinin de dediği gibi fazla da şeyyytmemek lazım, olur olur, gider...
Neyse sen beni pek de ciddiye alma, şimdi tez - antitez falan uğraşamam. Kavga  edecek kadar da enerjim yok. Ama kavga başlatabilirim :))) Gördüğün gibi :)))))))))))))))))))))  

Notunuz:
Yine içimde bin fesatla hangi gülü yolucam, alıcam elime kibriti, tüm harmanı yakıcam....
Amanın amanın kalsınnn; ocağınız, kucağınız dolsun...
Varsın bize çıksın kelek, ne yorum yazdım emek emek...

Böyle de yorum olmaz ki seni gidi hain Babette. :))))

Kalemine, kelamına sağlık. İyi ki varsın. .smile Resmi



22 Ağustos 2026, 16.05
Yazıdaki ''çocukluk '' kısmı sadece küçük bir bölümdü. Bu yaşına, çocukluğundan ışınlanıp 
gelmediğin gerçeğini göz önünde bulundurarak, yazılanları genele yayamıyorsan o senin 
problemin :) Ayrıca ''çocukluk'  dönemin, gözünü açtığından itibaren keşfetmeye başladığın, iyiyi,
kötüyü, yanlışı hatta ''İNSAN'' kavramını hangi açıyla gördüğün dönemi kapsar. 
Yani ömrünün temelini.. Yaşadıklarından dolayı güçlü kalamamak kişisel bir durum. Genel değil... ;)

Ben o ''SİHİRLİ DEĞNEĞİ' sana veriyorum.. Git değiştir :))

Ciddiye almamamı istemene gelince,  bir ton cümleyi kamyondan döker gibi önüme döküp çekilmekle çelişiyor.. Yine de hatırın için ciddiye almıyorum.. 

Teşekkür ederim, sen de iyi ki varsın Babettttt.. Allah'a emanetsin... 
22 Ağustos 2026, 20.35
Maşallahh :))))  
Eline sopa alan aslan kesiliyor. :)) 

Vurmayın abii noluyy, noluyy vurmayınn...

Yorumumdaki çoğulluk ifadesini yani bizi bana indirgemen de güzel olmuş. Benim neden bahsettiğimi gayet iyi biliyorsun,  gücümü sınamaya kalkma :))) 

Ama ciddiye alma demiştim sana, sen baya baya dertlenip ciddiye almışsın. :)) Hatırım için mi değnekliyorsun. Yok canııım , kalsın değneğin sende. Hani dedim ya beterin de beteri var :)))   Belki benim beterimsin.

Aferin sanaaaaa , beyninin kıvrımları yılana dönmüş.  :)) 

İyi bak kendine Blo.  

Notunuz:  Farkındalığını sevsinler. smile Resmi




23 Ağustos 2026, 21.36
"Gücümü sınama” demişsin. Oysa ben senin gücünü değil, yazının tam da tartıştığı şeyi sınadım... 

İnsan, kendisiyle yüzleşmek yerine savunmaya geçtiğinde ne kadar kolay sertleşebiliyor. 
Sen benim “sihirli değnek” diye uzattığım ironiyi bile taşıyamayıp beynimin kıvrımlarını yılana 
benzetmişsin. :)) O değnek, seni değiştirmek için değil, kendi söylediğin şeylerin sorumluluğunu
alıp alamayacağını görmek içindi... Demek ki bazı değnekler gerçekten sihirliymiş...
İnsanın hangi yarasına dokunduğunu hemen ortaya çıkarıyor. Anlaşılan sadece aynaya bakmışsın. 

"Ayna ayna söyle bana! Benden daha zehir kişi var mı dünyada??" 
Ayna: Hayır yok! 
Neyse, bundan sonrası benim meselem değil. ;)

Şimdi bunu ister bir meydan okuma, ister bir şaka, ister bir “smile Resmi” ile süsle, sonuç değişmiyor... Ben sana bir şey anlatmadım, sen kendi yorumunun altından kendin çıktın. Bundan sonra söyleyeceğin her söz, yalnızca neden bu kadar rahatsız olduğunu açıklayacak. 

Not : Yorum yazarken daha CİDDİ ol. Bana cringe yaşatmaya hakkın yok :) 

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın