TANRI KRALIN ÇOCUKLARI
19 Ağustos 2026, 13.57 A- A+
İSTİSNA
Ve sonra siyasetçiler geldi.
Onlar diğerleri gibi değildi. Siyahtılar. Kürkü gecenin karanlığı gibi olan bir kurt kadar siyahtılar. Ve bir o kadar da tehlikeli. Ama Tanrı kral için sorun olmadı. Çünkü Tanrı kral o karanlığın içinde doğmuştu…
....
Yerel seçimler yaklaşıyordu. Belediyeleri korku sarmıştı. Siyasetçilerin kendi içindeki savaşları, rakipleri ile olan savaşlarından daha çetindi. Sadece başkanlık değil, yardımcılıklar, müdürlükler, meclis üyelikleri. Herkes güç istiyordu. Parçalanan bir avdan büyük bir pay, hiç olmadı bir ısırık… Kanın kokusu her yerdeydi.
Tanrı kralın ise avı büyüktü. İşleyiş yine aynıydı. Rüşvet, şantaj, tehdit.
Rüşvet imkânsızdı, tehdit ise çok riskli idi. Geriye şantaj kalmıştı. Suyun başındaki insanların güçleri zaafları kadardı. Bu sefer zaaf aile idi. Gücün içinde doğmuş, her istediğini bir şekilde almaya alışmış, tatminsiz, sadist sapık bir çocuk. Bu sefer zaaf, hedefin oğluydu.
Tanrı kralın adamları arasında her türlü insan vardı. Her türlü karanlık insan. Torbacılar, kadın pazarlayanlar, hayat kadınları…Şehre uzak bir villada, geniş salondaki cam masanın üzerinde, kokain şeridinden kalan minik zerreler duruyordu. Kafası güzel olmuş anca 25 yaşlarında genç adam durmadan küfürler ederek viski bardağını doldurmaya çalışıyordu. Karşısında duran hayat kadını ise korkulu gözlerle ona bakıyordu.
Gecenin sessizliğinde adamın sesi daha bir sert duyuldu
-soyun ……
Her cümlesinin sonu küfür ile bitiyordu. Aslında orada duran genç bir adam değil, mızmızlanarak babasının gücü ile istediği her şeyi almaya alışmış şımarık ufak bir oğlan çocuğu idi. Kendine güvensiz ama bir o kadar da narsist. Erkek olduğunu herkese ama en çok ta kendine ispatlamaya çalışan bir zavallı.
Hayat kadını soyunmaya başladı. Bu arada, sarhoşluktan ve uyuşturucunun tesirinden dolayı bir sarkaç gibi sağa sola sallanan adamda yavaşça soyundu. Genç adamın üzerinde bir sutyen, altında jartiyerli bir çorap ve kadın iç çamaşırı vardı. Kadın şaşkındı. Ne ile karşı karşıya olduğunun farkına varamamıştı bile.
Genç adam kadının donuk suratına baktı.
-neden gülüyorsun ………….
Kadın korkuyordu, kadın soğuk soğuk terliyordu.
Genç adam beklenmeyecek bir çeviklik ile öne doğru atılıp kadına bütün gücü ile bir yumruk attı. Kadın sendeledi, ama yere düşmemişti. Kadının kanayan suratına bakarken gülmeye başladı.
-ne oldu ………….. Neden gülmüyorsun! gülsene ……….
Kadın korkuyordu, ama korkusundan aldığı bütün gücü ile genç adamı ittirdi. Yere düşen adama bakmadan telaşla üzerini giymeye çalışıyordu. Bir yandan da korku içerisinde anca 10 metre kadar uzakta olan dış kapıya doğru yönelirken genç adam çoktan ayağa kalkmıştı bile. Kaçmaya çalışan kadının arkasından hızlıca yaklaştı, eline geçirdiği viski şişesini bütün kuvveti ile kadının kafasına vurdu. Sendeleten kadın salonun ortasındaki cam sehpaya doğru hızla düştü. Cam sehpa düşen kadının ağırlığı ile dağılmıştı.
Genç adam uyuşturucun etkisi biraz azaldığında oturduğu kanepeden yerde yatan kadına daha bir dikkat ile baktı. Az önceki sadist (sözde) sert erkek gitmiş, yerine yine babasının gölgesinde yaşayan korkak sıska şımarık oğlan çocuğu geri gelmişti.
Halıya yayılan kadının siyahlaşmaya başlayan kanına bakarken öğürerek kusmaya başladı. Ayaklarının dibine boşalan pisliğe bakarken başı dönüyordu. Telaşla telefonunu bulmaya çalıştı. Bu kendisinin çözebileceği bir olay değildi. Rehberde favorilerdeki numarayı hızla aradı
-baba….
Eve gelenler yine Tanrı kralın adamları idi. Genç adama uyuşturucuyu ve hayat kadını getiren adamlar gibi. Tanrı kralı arayan baba aslında bir av olduğunun farkında değildi. Çaresizdi. Tanrı kral o anda iki taraf içinde çalışıyordu. Av ve avı isteyenler…
Eve gelenlerin arasında, salonda cansız bedeni yatan kadına benzeyen bir kadında vardı. İçerisi temizlendi. Zavallı hayat kadını dikkatle bir bavula konulacak şekilde parçalandı, sarıldı… Adamlar hiçbir şey yokmuşçasına sakince ellerindeki bavul ile evden ayrıldı. Onlardan bir süre sonra ağlaması kesilen genç adam, gelen kadının koluna girip sallanarak yürüyerek kapıdan dışarı çıktı. Genç adam içeri bir kadınla girip bir kadınla çıkmıştı. Diğer kamera görüntüleri silinebilirdi.
Aslında evin içerisindeki gizli kameralardaki görüntüler şantaj için fazlası ile yeterli idi. Ayrı eten hedefteki adam zaten Tanrı kraldan yardım istemişti. Her iki taraf içinde elinde koz vardı. Ama tanrı kral garanticiydi. Hayat kadınının cansız bedenini bulunabilecek bir yere bırakılmasını emretti. Üzeri kapatılabilecek bir cinayetin araştırılması tehdidini de bir koz olarak kullanacaktı. Zavallı kadının cesedine bu kadar eziyet edilmesinin nedeni, şantaj olarak kullanacağı hediye paketinin parlamasını, ilgi çekmesini istemesinden başka bir şey değildi.
Hesaplanamayan tek şey takıntılı ve satın alınamamış yaşlı bir komiserdi. Ahmet.
Çaycı Avni den gelen bilgilerden sonra Ahmet komiserin infaz emri verildi. Tanrı kralın ismi kilitli bir çekmecedeki elde edilebilir bir dosyadan ileriye gitmemeli idi.
İnfazı tanrı kralın adamları değil çocuklarından biri yapmalıydı. Çünkü satın alınan, para ile tutulan bir adam, tekrar ama başkası tarafından da satın alınabilirdi. Oysa Tanrı kralın çocukları ona tereddütsüz biat ederek yetiştirilmiş, küçük yaştan itibaren beyinleri yıkanmış, emrindeki sözde serdengeçtiler idi. Yakalansalar her türlü zorlansalar bile onu ifşa etmeyecek, Programlanmış ruhsuz makineler.
Tek sıkıntı Hamdi diğer çocuklarına göre bir istisna idi.
Onun karanlık geçmişindeki olaylar Mümtaz ile kesişiyordu.
Mümtazı gördüğünde gözleri parlamış, onu hemen tanımıştı...
https://www.youtube.com/watch?v=ZIIT9hO1EZE&list=RDZIIT9hO1EZE&start_radio=1
yolunuzu görün
çocuklar unutulmuş, kayıp
onlara elinizi verin, yol gösterin
farklı bir yarına


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir