NİGÂHLARDA MAHFUZ SEVDA
04 Ocak 2026, 00.55 A- A+ Bakışları, kalabalığın içinden birbirlerine doğru yürüyen bir sessizlikti. Gürültünün arasında
fark edilmeden ilerleyen, kimseye çarpmadan yol alan bir kader gibi. Ne bir ad söylendi ne de bir ses yükseldi. Ama göz göze gelinen o anda, her şey yerini değiştirdi. Çünkü bazı aşklar anlatılmaz, insanın iç düzenini sarsarak başlar.
Birbirlerine baktıklarında, içlerinde uzun süredir yerli yerinde sandıkları duygular çözülürdü.
Alışılmış sessizlik anlam değiştirir, derinleşirdi. Gözleri, söylenmemiş cümlelerin sığınağıydı. Dile
gelmeyen her his orada durur, susarak var olurdu. Her karşılaşmada aralarında görünmez bir bağ gerilir; kopacak sanılırdı, ama tam da o noktada daha derine kök salardı. Bu bağ, kendini ilan etmeyen ama yokluğunda bile hissedilen bir aşktı.
Kalpleri acele etmezdi. Çünkü bu sevda, telaşla taşınacak bir duygu değildi. Varlıkları zamanı yavaşlatır, anları ağırlaştırırdı. Bir bakış, günler süren suskunluklar başlatır; başka bir bakış, o
suskunluklara anlam bırakırdı. Konuşulmadıkça daha çok şey anlaşılır, sustukça içlerinde başka bir ses belirirdi. O ses, kelimelerden daha dürüsttü.
Çoğu insan aşkı sözlerde arardı. Onlar, kelimelerin yüküne sığınmadan sevdiler. Bakışları
birbirine değdiğinde, içlerinde saklı duran her duygu yerini bulurdu. Ne fazlalık vardı ne eksik.
Birbirlerini tamamladıklarını söylemediler; ama aynı boşlukta durabilmenin, aynı sessizlikte
kalabilmenin huzurunu paylaştılar.
Aralarında mesafe olduğunda bile, kalplerinin yönü değişmedi. Uzaklık bu sevdadan bir şey
eksiltmedi, aksine derinleştirdi. Çünkü gerçek aşk; temasla değil, yokluğa rağmen var olabilen
hisle ölçülürdü. Gözleriyle dokundukları yerde iz kalırdı. O iz, yalnızlık çöktüğünde kendini
hatırlatır; incitmeden, sessizce varlığını bildirirdi.
Bazen yan yana durdular, bazen aynı şehirde bile olmadılar. Ama her defasında göz göze
gelinen anlar hafızalarına kazındı. Biri baktığında dünya susardı. Kalabalıklar silikleşir, zaman
yavaşlardı. Geriye yalnızca onlar kalırdı; bir de aralarında sessizce duran, adı konmamış ama
derinden hissedilen o sevda. İşte o anlarda aşk, en savunmasız hâliyle ortaya çıkardı.
Ne savunmaya ihtiyaç duyardı ne de saklanmaya.
Bu sevda, yüksek sesle yaşanmadı. Gösterilmedi, Alkış istemedi. İçlerinde ağır ağır büyüdü;
sabırla, incelikle, ölçüsünü hiç kaybetmeden. Çünkü bazı aşklar hoyratlığa dayanmaz; Sessizlikte
büyür, derinlikte kök salar.
Gözlerinde gördükleri şey bir vaat değildi. Geleceğe dair sözler aramadılar. O bakışlarda
yalnızca “şimdi” vardı ve o an, onlara yetti. Zamanın geçişi değil, içlerinde kalan his önemliydi.
Çünkü bazı duygular yaşanır ve geçer, bazılarıysa yaşandığı hâliyle kalpte mühürlenir.
Belki uzun uzun konuşmadılar. Belki adları kalabalıkların içinde fısıldanmadı.
Ama her karşılaşmada kalpleri ayağa kalktı. Sessizce, kimseye fark ettirmeden.
Çünkü onların aşkı alkış istemez; derinlikte var olurdu.
Ve bu sevda, en çok da böyle kaldı:
Bakışlarda haykıran; kelimelere ihtiyaç duymayan, zamana direnmeden kalpte mahfuz kalan
hâliyle.
https:https://www.youtube.com/watch?v=x9P8wyUxh4U?si=TPCy_l7jBEXzTahb


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir